“İyiliğin şartı beştir:
Tez olmalı
Gizli olmalı
Gözde büyütülmemeli
Sürekli olmalı
Yerini bulmalı.”
— İbn-i Sina
Bazen bir söz, kalın kitaplardan daha derin iz bırakır. İbn-i Sina’nın iyilik üzerine söylediği bu beş ölçü, sadece bir ahlak öğretisi değil; aynı zamanda güçlü bir hayat pusulasıdır. Çünkü iyilik, herkesin dilinde olan ama az kişinin gerçekten hakkını verdiği bir değerdir.
★★★
İyilik, ihtiyaç doğduğu anda yapılmalıdır. Aç birine “yarın gel” demek iyilik değildir. Zor durumda olan birine “bir ara uğrarım” demek merhameti ertelemektir.
İyilikte hız, samimiyetin göstergesidir. İnsan kalbinden gelen ilk refleks çoğu zaman en temiz olandır. Bekledikçe hesap başlar. Hesap başladığında ise iyiliğin berraklığı azalır.
Bugün yapabileceğimiz bir iyiliği yarına bırakmak, bazen o iyiliğin hiç yapılamaması anlamına gelir. Bu yüzden iyilik tez olmalı. İhtiyaç büyümeden, umut sönmeden, kalp soğumadan.
★★★
İyiliğin değeri alkışla ölçülmez. Alkış arttıkça samimiyet azalır. Yardımı duyurmak, paylaşmak, göstermek bazen yardım edilenden çok yardım edeni büyütür.
Oysa gerçek iyilik kimsenin bilmediği yerde yapılan iyiliktir. Gizli yapılan iyilik hem verenin nefsini korur hem alanın onurunu incitmez. Çünkü yardım etmek üstünlük kurmak değildir.
İyilik gizli olmalı ki kalbi beslesin, egoyu değil.
★★★
Birine tebessüm etmek, bir kapıyı tutmak, bir gönül almak… Küçük gibi görünür. Ama bazen bir insanın bütün gününü değiştirebilir.
İyiliği büyütmek, onu ağırlaştırır. “Ben ne yaptım ki?” diyebilmek, iyiliğin en saf halidir. Çünkü iyilik büyüklüğüyle değil, niyetiyle değer kazanır.
Bir bardak su çölde hayattır. Küçük bir destek zor bir günde umut olabilir. İyilik gözde büyütülmemeli. Çünkü iyiliğin ölçüsü nicelik değil, samimiyettir.
★★★
Bir defalık yardım geçici bir rahatlama sağlar. Ama süreklilik gerçek dönüşüm yaratır. İyilik bir kampanya değil, bir karakter meselesidir.
İyilik hayatın doğal akışı haline gelmeli. Bir gün değil her gün. Bir kişiye değil mümkün olan herkese.
Sürekli yapılan iyilik güven oluşturur, umut büyütür.
★★★
İyilik iyi niyetle başlar ama doğru yere ulaşmazsa eksik kalır. Gerçek ihtiyaç sahibini bulmak, doğru yöntemi seçmek bazen iyiliğin kendisinden daha zordur.
Birine balık vermek mi, balık tutmayı öğretmek mi? Her durumda cevap aynı değildir.
İyilik yerini bulmalı. Çünkü doğru yere ulaşan yardım hayat değiştirir. Yanlış yere giden yardım ise sadece vicdan rahatlatır.
İbn-i Sina’nın asırlar önce söylediği bu beş ölçü bugün hâlâ geçerliliğini koruyor. Belki dünya değişti, şehirler büyüdü, hayat hızlandı. Ama insanın ihtiyacı değişmedi.
İyilik tez olmalı.
İyilik gizli olmalı.
İyilik gözde büyütülmemeli.
İyilik sürekli olmalı.
İyilik yerini bulmalı.
Belki de mesele iyilik yapmak değil, iyilik üzere yaşamaktır.



YORUMLAR